Vajinismus

Vajinismus

Dünyada   ve toplumuzda pek çok kültüede cinsellik sadece doğurmak amacıyla yapılan yani sadece çoğalmayı güdüleyen bir işlev değildir. Cinselliğin psikolojik,sosyolojik ve kültürel birçok parçadan oluşan bu faktörlerin birbiriyle etkileşimi ile harmanlanan ve şekillenen bir süreçtir.Ülkemizde bekaret her zaman evliliğe adanacak bir armağan olarak tanımlanmıştır.Bu nedenle evlilik öncesi baskılanmış tabulaştırılmış ve efsaneleştirilmiştir.Cinsel ilişkiye girebilmek ve bu esnada herhangi bir acı kasılma hissetmemek doğal olan bir cinselliktir.Fakat tamamalanmamış evliliklerde evin çatısı yani yatak odası yani cinsel yaşam kurulamamkta ve ağrı acı yada başka nedenlerin yaratığı korku kadını cinsellikten uzaklaştırmaktadır.Pek çok kezde ilişki gerçekleşmemektedir.Bu probleme sahip olan kadına vajinusmus hastası olarak tanımlanmaktadır.Bu problem ilk günden itibaran tamamlanmamış evliliğe neden olmaktadırBu sorun aile müessesini yıpratmakta ve büyük bir sosyal yaraya neden olmaktadır.Vajinusmus problemi cinsel terapiden % 100 sonuç veren bir problemdir.Sebebi beyin tarafından şartlandırılmış olan vajina giriş kısmındaki kasların şiddetli kasılmasıdır.Burada vajinal kasların kasılmasına neden olan uyaran olabilir.Fiziksel uyaranlar psikolojik korkular (sıklıkla bu korkular acı veren duygusal yada travmatik saldırılar vajinusmusun ortaya çıkması veya devam etmesi ile ilintilendirebilir.Bazı hastalarda travmanın neye bağlı olduğu anlaiılamaz.

Vajinusmus sorunu ilen gelen kişide fiziksel sorunlardan yani anotomik problemlerden veya cinselliğe karşı basit fobik kaçınmalardan ayırd edilmelidir.Bu nedenle vajinusmus tanısı hikaye ile değil pelvik jinekolojik muayne ile konulabilir.

Tedavi Planı

Tedavi öncelikli olarak koşullu vajinal tepkinin söndirilmesini içerir.Bu işlem dilatasyon anlamında kullanılacak giderek artan çaplarda genişleticilerin rahat ve sakin koşullar altında vajinaya uygulanması esasına dayanır.Son derece kolay ve rahat olan bu tedaviyi vajinusmuslu kadınl

Vajinismus Cinsel İsteksizlik

Vajinismus Cinsel İsteksizlik

arın pek çoğunda olan cinsel fobi bu durumu zorlaştırabilir.Genelikle bu hastalar cşnselliğe karşı fobiktirler.Bu nedenle vajina ağzının kapatılmasına karşı şartlı reflex sergileyecektir.

Cinsellikten aşırı bir korku yani fobi tarzında kaçınan kadının bu durumunu kontrol etmek için çeşitli yaklaşımlar vardır.Öncelikle bu korkuya neden olan sorunun analitik olarak değerlendirilip yorumlanmalıdır.Korku veren sorunun aşolabileceğine dair güven ve teşvik sağlanmalıdır.Bu amaçla sistematik duyarsızlaşma veya hipnoz kullanılabilir.Eğer vajinusmusa neden olan asıl neden anlitik yöntemler kullanılarak açığa çıkarılırsa travma netleşir ve travmaya karşı hastaya verilecek yol haritası netleşir.

Hastanın yerinde duyarsızlaşması sonucu ortaya çıkan tam hali ile cinselliğe izin ancak kadının tam anlamıyla fobilerinden kurtulduğunda ve duyarsızlaştığında olmalıdır ki cinsel deneme başarısızlıkla sonlanmasın.Eğer tedavi esnasında kadının cinsel birleşmeye karşı öatışmaları tam çözilmemişse duygular rahatlayamadığı için sorun devam edebilir.Bu durumda hastalara karşıt koşullanmayı çözmek amacıyla vajinanın içine dilatatörlerden faydalanabilir.Alıştırmalarda kullanılan nesnelerin yapılarının bir önemi yoktur.fakat hastanın kendi parmağını kullanmak bazen faydalı olabilir.

Tedavi Yöntemi

 

Öncelikli olarak hastanın kendi genital yapısını tanıması önemlidir.Öncelikli olarak hastanın vajina ağzına elini dokunması parmak ucunun vajina ağzına dokunması ve bu esnada hastanın ne hisettiğini ifade etmesi istenir Bu esnada hissetiği duygular ve bu duyguların anlamları daha sonraki seanslarda hastaya hatırlatılır böylece tedavideki güven ilişkisi tazelenir.Bu esnada hastaların seanslarda cinseVajinismus Tedavisil fantezilerinin öğrenilmesi bazı vakalarda koşullu refleksi devam ettiren bilinç altı duygularında analizinde ,ortaya çıkarılmasında fayda sağlayabilir.

Hastaya önce kendi parmağı önerilirken daha sonraki süreçte eşinden faydalanabilir.Bazende tampon gibi sentetik ürünlerden faydalanabilir hasta bu yolla cisim yerleştikten sonra hasta çok kez cisim vajina iken onu hissetmediğini öğrenir.Aynı zamanda hastanın vajinada cisim varken hissettiği duygunun kaygı ve sinirsel gerginlik olduğu ancak bu duyguların içinde ağrı veya acı olmadığı öğretilir. Böylelikle davranışsal terapinin temelleri atılmiş ve eğer birkaç saniye korkularını yenerse ağrının asla yaşanmayacağını öğrenir.Eş bu süreçte hastaya destek,eşilk,terapi asistanı görevini üstlenecektir.

İdeal Ortamın Oluşturulması

İdeal ortamın oluşturulması için gerekli en temel unsur hoşgörü ve çiftin uzlaşmasıdır.Tedavide amaç cinsel aktivitileri destekleyen ve kişisel güçlerinin en iyi şekilde kulanabilecekleri ortam oluşturulmalıdır.

Dikkat edilecekler arasında

Güvenlik ve emniyet = Burada amaç hastanın hem fiziksel hemde psikolojik zararlardan korunmasıdır.Çünkü burada huzurlu bir ortam sağlamak yakalnma kaygısı yaratarak partnerin erken boşalma sorununu ortadan kaldıracaktır.

Yapılandırılmış ortam = Yatak odasının kapıları kapatılmalı ,telefonlar kapatılmalı,ortam ısısı sağlanmalı ve rahatsız edilmeyecek ortam sağlanmalıdır

Normlar = Sosyal olarak kabul edilebilir bireyi olduğu gibi kabul etme bireyselliğe saygı gösterme gerekliliği anlatılır.

Sınırlar=Cinsel ortamda kabul edilebilir ve edilemez davranışların belirlenmesidir.

Esneklik ve Değişebilirlik= Partneler ortamda değişiklik sağlayarak hastaya değer verildiğini gösterebilir.

Vajinusmus ,panik atak,kaygı endişe ve stresle micadelede kullanılan doğal tekniklerden birtaneside gevşeme egzersizleridir.Burada amaç önce fiziksel ardından zihinsel rahatlamayı sağlamaktır.Bu eğzersizler yapıldıkça daha etkili olmakta ve stres düzeyini azaltmaktadır.Kişi kendi kendine rahatlamayı öğrenir.

VAJİNİSMUSUN TANIMI

Vajinismus Neden OlurCinsel ilişki, hem kadınlar hem de erkekler için nadiren ağrı verici olabilmektedir. Ancak ağrılı cinsel birleşme kadınlarda erkeklerden daha sık olarak ortaya çıkmaktadır. Ülkemizde cinsel işlev bozuklukları içinde tedavi arayışı için en sık başvurulan, cinsel birleşmenin sağlanamadığı ya da kısmen ve ağrılı olarak ağlanabildiği bu durum, yani vajinismus aslında nadir olarak görülmektedir.
Vajinismus, vajinaya giriş teşebbüslerinin yarattığı stres ile ortaya çıkan, cinsel birleşmeye izin vermeyen ya da cinsel birleşmenin kısmen de olsa ağrılı biçimde sağlanabileceği, vajina girişinin 1/3 dış bölümünde, çeperini saran kaslarda ısrarlı istemsiz yineleyici spastik kasılmaların olduğu bir cinsel bozukluktur. Kişinin sözel olarak yapmak istediğini belirtmesine rağmen, vajina girişine izin vermede yaşadığı bu güçlük, penis, parmak, tampon, spekulum veya herhangi bir şey ile girişimin yanı sıra bir objenin ya da penisin vajinaya  girişinin hayal edilmesi sırasında da ortaya çıkmaktadır. Bazı kadınlarda ise sadece penis girişimi sırasında vajinismus görülebilir. Vajinismus vajinal girişi çevreleyen PC kaslar, sfinkter vajina ve levator ani kasları istemsiz olarak kasılır.
Evlilik kurumunun cinsel birleşme ile tamamlandığı şeklindeki yaygın inanç göz önüne alındığında, vajinismus, cinsel birleşmenin gerçekleşememesi anlamında ’’tamamlanmamış evlilik ‘’ vakalarının en sık nedenidir. Peri vajinal kaslarda sürekli, tekrarlayıcı ve istemsiz olarak  devam eden bu kasılmalar, kişisel bir sıkıntının yanında cinsel eşle olan kişilerarası ilişkide de önemli sorunlarla yol açabilir. Vajinismusta klasik olarak vajinaya penis girişi olmaz. Genital bölgede ve özellikle de vajinada yanıcı tarzda yaygın tarzda yaygın bir hassasiyet oluşur. Klinisyenlerin büyük bir kısmı vajinismusta ağrı yakınmasının olmadığını öne sürer. Ancak hastaların nerdeyse hepsi genital bölgede yaygın bir ağrı algısı olarak dile getirir. Vajinismusta cinsel yakınma, duruma bağlı veya genelleşmiş bir hal alabilir.
Vajinismik yanıt geliştiren kadınların iç ve dış genital organları anatomik olarak genelde normaldir. Bu kadınların ya da çiftlerin çoğunun cinsel davranışları son derece kısıtlıdır. Ancak belirli bir hasta grubunda cinsel birleşmenin gerçekleşmemesi sonucunda çok geniş ve renkli bir cinsel davranış yelpazesine rastlanabilir. Eski literatürde cinsel birleşmeyi gerçekleştirmeye çalışmayla ilgili bir motivasyon olmaksızın çocuk sahibi olma isteği, hastaların büyük bir kısmı için tedavi arayışındaki başvuru nedeni olarak bildirilmektedir. Günümüzde ise özelliklede son birkaç yılda hastaların başvuru nedeniyle ilgili verilere bakıldığında, bir önceki cümleden farklı olarak, temel başvuru nedeninin cinsel birleşmeyi yaşamak ve kadınlığını erkeğine sunma isteği olduğu görülecektir.

VAJİNİSMUSTA TANI KOYMAK

Vajinismus TedavisiVajinismusta tanı konulmasındaki asıl bulgu, yani temel patoloji, vajinanın üçte bir dış kısmındaki istemsiz kasılmanın jinekolojik muayene sırasında görülmesidir. Spekulum ya da parmağın vajinaya girme teşebbüsünden önce ya da tam olarak girmesi durumunda tipik olarak pelvik taban kaslarının refleks olarak kasılması ile birlikte yaygın olarak bütün vücutta; öncelikle baldırların kapanması sonra ise karın, sırt ve ekstremitelerdeki kasların kasılması şeklinde ortaya çıkar. Bu durumda hastada vajinal bölgede değişik derecelerde, ağrı, yanma hissi ve ne olacağı belirsizliğe bağlı olarak bir korku gelişir. Hatta vajinismik yanıt geliştiren kadınların büyük bir bölümünde genitallere dokunulması dahi tepkiye yol açar. Hastaların küçük bir bölümü ise tampon kullanabilir ya da vajinal muayene yaptırabilir. Ama yine de cinsel birleşmeyi tam anlamıyla sağlayamazlar.
Vajinismik yanıt olarak adlandırılan bu refleks kasılma, bir uyaran karşısında göz kırpma ya da irkilme reflekslerinde olduğu gibi korunma amaçlı olarak gelişmektedir. Böyle değerlendirdiğinde vajinismus, tam tamına göze doğru bir hareket yapıldığında oluşan göz kırpma refleksine ya da eller şaplatıldığında aniden refleks olarak oluşan irkilmeye benzetilebilir. Bu nedenle de vajinismus tanısı, ancak iyi bir cinsel öykünün alınması ve tabii ki pelvik muayene sırasında kasılmasının ve diğer belirtilerin görülmesi ile konudur. Bu nedenle de vajinal muayeneler, genellikle tedavinin ilerleyen dönemlerinde hasta muayeneye hazır olduğunda ya da ilk başlarda anestezi altında yapılır. Ancak konu edilen vajinal spazm, yani vajinismik yanıt deneysel çalışmalarda net olarak gösterilememiştir. Bu spazmı saptamak için EMG ve diğer nürofizyolojik çalışmalarının yapılması jinekolojik yapılamayan bu hastalarda çok pratik ve uygulanabilir değildir. Aynı zamanda bu hastaların en fazla hassasiyet gösterdikleri perine al bölgelerine bir takım enstrümanlar yerleştirmenin ne kadar doğru olduğu tartışabilir.
Vajinal girişteki spazma ek olarak, genellikle bu kadınlar dokunma, yakın ilişki geliştirme ve cinsel birleşme korkularına sahiptirler. Aynı zamanda çoğu kez cinsel birleşmeye ve vajinal girişe karşı fobiktirler. Bu fobik kaçınmalar cinsel birleşmeyi gerçekleştirmeye yönelik ilişki teşebbüslerinin genellikle başarısızlığa uğramasına neden olur. Bu davranışlar, genellikle birincil olarak vajinusmusa verilen ikincil tepkiler olarak gelişebilir. Tam tersi olarak da bazen birincil olarak vajinal giriş korkusu vajinusmusa neden olabilir. Fobik kaçınma, cinsel uyarılma ve orgazm sorunlarının vajinismus ile birlikte bulunması şart değildir. Bu asıl belirtilere vücudun tümünde ya da çeşitli bölgelerinde, kasılmalar, sıklıkla bacakların kapanması, korku, titreme, terleme, bulantı ve kusma gibi diğer bazı anksiyete belirtileri eşlik edebilir.

VAJİNİSMUSUN SINIFLARA AYIRILMASI

Vajinismik yanıt, cinsel birleşmeye yönelik ilk girişimde ortaya çıktığında, yani öncesinde hiç cinsel birleşme sağlanmamışsa birincil cinsten bir cinsel sorun olarak değerlendirebilir. İlk cinsel birleşme girişiminde vajinismus sorunu ile karşılaşan kadın, normalde tüm cinsel aktivitelere katılabilmesine rağmen cinsel birleşme aşamasına geldiğinde oluşan kasılmalar sonucu cinsel birleşmeyi tamamlayamaz. Genellikle bu durum ilk gece korkusu, cinsel alandaki bilgi eksikliği, cinsel yanlış davranışlar, kadının cinsel organı hakkında olumsuz ve yanlış düşünceleri sonucu ortaya çıkar. Cinsel terapi kliniklerine başvuran hastalarının büyük bir kısmına birincil vajinismus tanısı konulmaktadır. Vajinismik yanıt geliştiren kadınlar adet döneminde tampon kullanamamakta, hamile kalmaktan ve doğum yapmaktan korkmaktadır. Çoğunluğu jinekolojik muayeneye izin vermemektedirler.
Cinsel birleşmenin ağrısız ve cinsel haz eşliğinde gerçekleştiği bir dönemden sonra vajinismik yanıt gelişirse bu durum, ikinci vajinismus olarak değerlendirilir. Nadir olarak görülen ikincil vajinismus psikosomatik bir bozukluk olarak tanımlanabilir. Eşine karşı olumsuz duygular, tekrarlayan vajinal infeksiyonlar, genital bölgeye yönelik epizyotomi ya da benzeri yaralanma ve ameliyatlardan sonra gelişebilir. Ayrıca farkında olunan ya da farkında olunmadan korku ya da suçluluk, tecavüz gibi travmatik cinsel ve ruhsal deneyimler vajinusmusun gelişmesi ya da devam etmesiyle ilişki olabilir. Bu durumlarda vajinal penetrasyonun açıya ya da ağrıya neden olacağı düşüncesi ile kasılmalar oluşmakta ve cinsel birleşmeden kaçınılmaktadır.
Vajinaya her girişim deneyiminde ağrı beklentisinin olması perivajinal kasların kasılması, koşullanmış korku ve fobik kaçınmaya yol açar. Bu semptomlar vajinismik yanıt olarak adlandırılır. Vajinismusu, vajinal girişimden korkma cinsel birleşme fobisi ve kaçınma davranışının eşlik etmediği basit cinsel birleşme korkusu ya da cinsel birleşme fobisi ve kaçınma davranışının eşlik ettiği kompleks cinsel birleşme korkusu ile vajinal girişin fiziksel olarak ayırt etmek gerekir. Cinsel birleşme korkusunda, perivajinal kaslarda vajinismusta olduğu gibi ısrarla bir kasılma yoktur. Yani vajinismik yanıt gelişmemiştir. Korku kademeli olarak azalttığında vajinal penetrasyon sorunsuz olarak birkaç gün ile birkaç haftada çoğu kez bir terapiste başvurmadan çiftlerin kendi çabalarıyla sağlanır. Kompleks cinsel birleşme korkusunda da vajinismus tedavisine benzer yöntemler kullanılır.

VAJİNUSMUSUN YAYĞINLIĞI
Vajinismus Teşhisi

Vajinimus için prevalans oranları, bu konudaki çalışmaların değişik kültürler yapıdaki toplumlarda yapılması nedeniyle birbirinden çok büyük farklılıklar gösterebilmektedir. İyi bir şekilde yapılandırılmamış kimi çalışma verileri, ülkemizde kadınlarda en sık görülen cinsel sorunun vajinismus olduğu göstermesine rağmen, gerçekte ise vajinismus, batılı toplumlarda olduğu gibi ülkemizde de nadiren görülmektedir. Evliliğin cinsel birleşme ile tamamlanması gerçeği vajinismus için çözümü zorunlu kılmaktadır. Çalıştığım birimdeki ve diğer cinsel işlev bozukluğu tedavisi yapılan merkezlerdeki verilere bakıldığında, ülkemizde cinsel işlev bozuklukları için tedavi birimlerine başvuruların yaklaşık yarısı vajinismus sorunu olan hastalar oluşturmaktadır. Bu yüksek başvurunun nedeni ise diğer cinsel işlev bozukluklarına göre vajinismusun varlığında evliliğin devamını tehdit almasıdır. Halbuki ülkemizde de cinsel istek ve cinsel uyarılma bozuklukları görüldüğü bilinmektedir.
Cinsel ağrı bozuklukları için prevalans tahmin oranları çalışmalarının yapıldığı kültürel yapı ve klinik ortamlara göre %5-47 arasında değişmektedir. Cinsel ağrı bozuklukları tahmin edilenin aksine postmenapozal kadınlardan 18-19 yaş aralığı daha fazla görülmektedir. Cinsel ağrı bozuklukları oldukça sık görülen bir sorun olmasına rağmen, cinsellikle ve cinsel ağrıyla ilgili olarak konuşma konusunda, gerek hastaların gerekse klinisyenlerin zorlanmaları tanı koyma ve yaygınlığını saptama konusunda karışılacak önemli zorluklardır.
Cinsel işlev bozuklukları sıklığının araştırıldığı çalışmalarda vajinismusun topluma görülme sıklığı oranlarının %1-6 arasında olduğu verileri bildirmiştir. Bu oranın doğu toplumlarda verilen alt sınıra daha yakın olduğu tahmin edilmektedir. Ayrıca eğitim yılı ve sosyoekonomik düzeyleri yüksek kadınlar arasında daha sık görülmektedir. Bu diğer toplum katmanlarında görülmediği anlamına gelmez. Ülkemizde ise cinsel işlev bozuklukları alanında yapılmış geniş bir çalışma olmaması nedeniyle klinisyenler daha çok cinsel terapi kliniklerine başvuran hastalara göre bir sıklık bildirmektedir. Ülkemizde  yapılan iki çalışmada vajinismus sıklığı, çalışmadan kaynaklanan sorunlar nedeniyle %15 ve %42 gibi farklı ve yüksek oranlara bildirmiştir. Klinik uygulama verilerime de benzer şekilde bazı çalışmalarda cinsel işlev bozuklukları merkezlerine başvuran hastaların yaklaşık %70’inin kadın olduğu ve bunların da yaklaşık %60-%70’inin de temel başvuru yakınmasının cinsel birleşmesinin sağlanması, yani vajinismus olduğu bildirilmektedir.

VAJİNİSMUSUN NEDENLERİ

Cinsel işlev bozukluklarının nedenleri fiziksel ve psikolojik olarak kategorize edilmeye çalışılsa da bu nedenleri her zaman tam olarak bu şekilde birbirinden ayırt etmek kolay değildir. Birçok vakada, aslında cinsel işlev bozukluğunun birden fazla nedeni vardır. Genellikle de cinsel işlevler bu çoklu etkenler arasındaki karmaşık bir ilişki sonucunda olumsuz etkilenmekte ya da bozulmaktadır.
Vajinismus, vajinal giriş çabalarından, hatta düşüncesinden doğan acı ve korku ile ilişkili olarak perivajinal kaslarda gelişen ve vajinismik yanıt adı verilen şartlı bir kasılma refleksidir. Fiziksel acı, pelvik yaygın ağrı ya da psikolojik olarak süreklilik gösteren bir gerginlik eşlik edebilir. Vajinismusun gösterebilen kesin bir nedeni yoktur. Ancak daha çok neden geliştiği üzerine farklı kültürel yapılardaki toplumlarda olası varsayımlar üzerine kurulmaktadır. Yani vajinismusun nedenleri hakkında zaman içinde değişik varsayımlar öne sürülmüş ve bu teoriler doğrultusunda tedavi yaklaşımları oluşturmuştur.
Normal cinsel tepkinin gelişmesine engel olan, cinsel sorunların ve vajinismusun gelişmesinde, ortaya çıkmasında, devam etmesinde de rolü olan aşağıda konu edilen ana yaklaşımların içinde değerlendirilebilecek ve klinik pratikte daha kolay saptanabilen birçok faktör vardır. Bunlar arasında cinsellikle ilgili bilgi eksikliği, yanlış cinsel inançlar ve davranışlar, cinsellikten ne bekleyeceğini ya da cinsellik sırasında ne yapacağını bilememe, abartılı ya da olumsuz beklentilerin olması, ağrı duymaktan korkma, hamile kalmaktan korkma ve yakın ilişki geliştirememe gibi etmenler sayılabilir. Ayrıca öncelikle eşle kişiler arası ilişkilerdeki olumsuzluklar da cinsel ortamın oluşmasına engel teşkil ederek vajinismusun gelişmesine neden olabilir.
Psikoanalitik yaklaşım, bilişsel yaklaşım, davranışçı yaklaşım, psikodinamik yaklaşım, sosyokültürel yaklaşım, ağrı ve aşırı tepki veren pelvik taban kasları yaklaşımı, fiziksel yaklaşım ve öne sürülen bu nedenlerin çok boyutlu ve bütüncül olarak ele alınması yaklaşımları vajinismus etiyolojisinin açıklamasında oldukça değerlidir.

VAJİNİSMUS ÇİFTİN HAYATINI NASIL ETKİLER?
Vajinismus, cinsel birleşmeyi kısmen ya da tamamen imkansız bir hale getirdiğinden hasta tarafından diğer sorunlar gibi göz ardı edilecek bir sorun değildir. Bu durumun sadece kadında değil, erkekte ve ebeveynlerde de yıkıcı psikolojik etkileri vardır. Vajinimik yanıt gelişen ilişkide, çiftin bu soruna tepkisi, kendi psikolojik yapıları ve yaşamdaki hassasiyetlerinin ne olduğu ile ilişkilidir. Vajinismus ilk ortaya çıktığında hasta basitçe hiçbir şeyi hatırlayamama ya da ne olup bittiğini anlayamama nedeniyle bu durum karşısında dona kalabilir durmadan ağlayabilir. Hasta açık olmayan karışık duygulara sahiptir. Temel özgüven ve başarabilme duygusunu yitirebilir. Bununla bağlantılı olarak anksiyete ve depresyon ortaya çıkabilir. Sorun ilk ortay çıktığında bu sözü edilen olumsuz faktörlerin etkisiyle hasta, bir yandan tedavi arayışına girmeye çalışırken diğer taraftan ise aşırı derecede tedavi korkusuna sahip olma ikilemine düşer.
Eşin cinsel birleşme teşebbüslerinin getirdiği fiziksel acının yanı sıra, kadın, bu tür teşebbüsler sonucu korku, aşağılanma ve derin ümitsizlik duygularına kapılabilir. Hasta bu sorun nedeniyle suçluluk ve utanç duymaktadır. Bir kadın olarak kendini eksik hissetmektedir. Özellikle genç yaşta cinsel herhangi bir tecrübesi olmayan kadınlarda tekrarlanan bu tür teşebbüsler, işe yaramazlık ve yetersizlik düşüncelerinin akla gelmesine zemin hazırlar. Bu tekrarlanan olumsuz tecrübesi olmayan kadınlarda tekrarlanan bu tür teşebbüsler, işe yaramazlık ve yetersizlik düşüncelerinin akla gelmesine zemin hazırlar. Bu tekrarlanan olumsuz tecrübeler nedeniyle öncelikle eşi tarafından terk edileceği düşünceleri, daha sonra ise cinsel sorunun uzun süre devam etmesine bağlı olarak, vajinismus, evlilik kurumunun bitmesine yönelik bir tehdit haline gelir. Bu nedenle zamanla çiftin cinsellik dışındaki ilişkileri de bozulmaya başlar.
Vajinismik yanıt geliştiren kadınlar, özellikle sorunlarının devamının belki de küçük bir parçası ya da nedeni olabilecek girişimci olmayan eşler seçerler. Erkeğin, vajinismik yanıt geliştiren eşinin bu durumuna karşı tepkisi onun psikolojik ve cinsel etkinliğine göre değişebilmektedir. Erkek eşiyle cinsel ilişki kuramamaktan dolayı ümitsizliğe düşebilir veya kadının fonksiyon bozukluğunu kendisine yönelik bir reddetme olarak değerlendirebilir. Öfkeli ve kırıcı olabilir. Daha doğrusu bu aşamada çift ne olup bittiğini tam olarak anlayamadığı için şaşkınlık içindedir. Huzursuz olmaya başlayan ve engellenme eşikleri düşen çiftin cinsellik, dışındaki kişilerarası ilişkisi giderek bozulmaya ve cinselliğe karşı olan ilgileri azalmaya başlar. İlk başlarda erkeğin herhangi bir cinsel işlev bozukluğu olmayabilir. Ancak sıklıkla vajinismik hastaların eşleri daha sonra vajinismik yanıta karşı ikincil olarak erken boşalma ya da sertleşme bozukluğu geliştirirler.
Vajinismusta uzun süreçte zamanla cinsel aktivite sırasında cinsel işlev, cinsel arzu ve cinsel uyarılma açılarından olumsuz etkilenmeler olabilir. Vajinismus, nadiren de olsa cinsel istekte azalma veya orgastik isteksizlik gibi cinsel işlev bozuklukları ile beraber olabilir. Ancak cinsel birleşmeden fobik kaçınma ve vajinismus gibi cinsel işlev bozukluklarına mutlaka cinsel uyarılma ve orgazm sorunları eşlik eder anlamında bir bilimsel veri yoktur. Vajinismus için tedavi arayışında bulunan birçok kadın, genellikle cinsel olarak istekli ve orgastik bir durumdadır. Tam manasıyla bir vajinal girişim tehdidi olmadığı sürece çoğu kadın ‘’ klitoral ‘’ uyarılmalara orgastik olabilir, cinsel oyunlardan haz alabilir ve cinsel arayışlar içinde bulunabilir. Cinsel birleşme ya da vajinaya girişim gündeme geldiğinde ve bu durum kadın tarafından bir tehdit olarak algılandığında ise cinsel istek ve orgastik yanıt döngüsü inhibe olabilir.
Vajinal girişim denemeleri ya da imajinasyonu olması durumunda belirgin huzursuzluk, perivajinal kaslarda ve bütün bedende kasılmalar görülür. Öfke ve ağlama nöbetlerine yol açar. Tehlike ya da tehdit olarak algılanan vajinal giriş teşebbüsü ortadan kalkınca bütün bu belirtiler geçer. Cinsel birleşme girişiminden vazgeçildiğinde hastanın belirtilerinin geçmesi ve ardından rahatlama olduğunun farkına varması kaçınma davranışını pekiştirir. Hasta bu korku ve vajinal giriş teşebbüsü yaşamamak için giderek kaçınmaları tek çözüm olarak görülebilir. Bu da vajinismik yanıtın devam etmesine neden olur.

VAJİNİSMUS HASTALARI, EŞLERİ VE AİLELERİ

Genellikle cinsellikle, ilgili yeterli tecrübeleri olmayan aksine endişeleri olan, tanıştırılarak evlendirilen ve ailelerine olan bağlılıkları çevreleri tarafından takdirle karşılanan bir çift var. Evlilik öncesi ahlaki ve kültürel değerler nedeniyle ya da birbirlerine olan karşılıklı saygı gereği cinsel birleşme denemesi çoğunlukla yorgunluk, düğündeki bazı tatsızlıklar, hastalık ya da menstruasyon nedeniyle geciktirilir. Daha sonra ise kadının korkması, kasılması ve bacaklarını kapatması nedeniyle gerçekleştirilemez. Ancak bu şekilde cinsel birleşme denemelerine birkaç ay daha devam edilir. Kadının korkusu giderek artar, hem kadının hem de erkeğin cinsel isteği azalır ve cinsel birleşme denemeleri genellikle ilk altı aydan sonra bırakılır. Çift, ya birbirine dokunmadan veya hiçbir şey yapmadan böylece devam eder ya da sürtünerek orgazm olmayı öğrenirler. Çift böylece cinsel olarak sınırlı ve olumsuz uyum geliştirdikleri bir cinsel yaşam kurmuş olurlar. Tedavi için başvuru, genellikle ya çocuk sahibi olmayı isteme ya da çevrenin çocuk sahibi olmaları yönündeki baskıları nedeniyle yıllar sonra olur. Vajinismus vakalarının tedavi için temel başvuru yakınmasının çocuk sahibi olmak yerine kadınlığını eşine verme ve cinselliği yaşama biçiminde farklılaştığını görebiliriz. Yani, vajinismik kadınların tedavi arma nedenlerine bakıldığında, çocuk sahibi olma isteminden önce, kadınlığını cinsel eşine sunma isteğinin önemli olarak algılandığını görmekteyiz.
Vajinismik yanıt geliştiren çiftin cinsel bilgileri genellikle yetersiz, çarpıtılmış ve abartılıdır. Yaşadıkları kültürlerde kızlık zarı önemli ve kutsal olarak kabul edilmektedir. Kızlık zarının evliliğe kadar korunması temiz ve ahlaklı olma ile eşdeğerdir. Kızlık zarı, dolayısıyla da cinsel birleşme, bu sayılan değerler nedeniyle evlilik sonrasına kadar saklanır. Vajinismik yanıt geliştiren kadının ve çoğu kez partnerinin de evlilik öncesi cinsel deneyimleri yok ya da çok sınırlıdır. Bu kadınlar genelde yakınlaştıkları ilk partnerle evlenirler. Cinselliği istemek ve cinsel hazzı aramak toplumsal dinamikler tarafından ne kadar kabul edilemez ya da ne kadar ayıplanırsa vajinismik yanıt geliştirme riski de o derece artar. Bu katı kültürel yapı içinde yetişen kadınlar aslında erkeklerde bedenlerini yeterince tanıyamazlar. Bedenlerini kendilerine ait bir şey değil de eşlerine sundukları bir şey olarak kabul eder ve öyle davranırlar. Ailelerinin iyi ve temiz kızlarıdır. Bu kızlar, belki de ailelerinin iyi ve temiz kızları olma konumunu korumaya yönelik olarak vajinismik yanıt geliştirmektedir. Çok da iyi bir gözle bakmadıkları cinsellikle ilgileri yok ya da azdır. Cinsel organlarına bakmayı düşünmezler. Cinsellikten ve cinsel hazdan arındırılmış bir şekilde bedenlerini kabul etme düşüncelerine karşı olumluyken, bedenlerinin cinsel olarak algılanmasından utanç duyabilirler. Mükemmeliyetçi ve zarardan kaçınma davranışları ön plandadır. Cinsel güvensizlik ve korkuları nedeniyle erişkin bir kadın olmaya karşı isteksizlerdir.
Vajimuslu kadınların çoğu, geleneksel ve cinsellik konusunda tutucu ailelerden gelmektedir. Cinselliğin konuşulmadığı, çıplaklığa hoşgörünün olmadığı bu ailelerde, cinsel bilgilenme yapılmasına ve cinsel deneyim yaşanmasına izin verilmez ve çoğunlukla bu yaklaşımlara tahammül gösterilmez. Bu aileler, özelliklede cinsellikten uzak durmak, cinsellikten konuşmamak bedenini kendisi için bir cinsel haz kaynağı değil de eşe sunulacak bir şey olarak algılamalarının onların toplum içindeki saygınlıklarını ve iyi kadınlarını artıran bir özellikle de cinsellikten uzak durmak, cinsellikten konuşmamak, bedenini kendisi için bir cinsel haz kaynağı değil de eşe sunulacak bir şey olarak algılamalarının onların toplum içindeki saygınlıklarını ve iyi kadınlıklarını artıran bir özellik olduğunu düşünürler. Başka kültürel nedenlerden kaynaklanan toplumsal baskıların cinselliği inkar ederek ya da değersizleştirerek cinsel davranışta inhibisyona yol açtığını bildirmektedir. Bu ailelerde kadın ile erkeğin cinsel kimlikleri ve rolleri kesin bir biçimde ayrılmıştır.
Vajinismik yanıt geliştiren kadınlar, genellikle babalarının kişiliklerinden tamamen zıt yönde olan partnerle yaşamayı tercih ederler. Partnerleri o kadar nazik, kibar ve pasiftir ki cinsel birleşme girişim denemelerini dahi üstlenmezler. Bu erkekler anksiyeteli, cinsel performans ve boşalma ile ilgili yoğun kaygılar yaşarlar. Şiddet ve öfkeden tamamen arınmış gibidirler. Klinik çalışmalar, vajinismus geliştiren kadınların yenilik arayışı ve girişkenlik özellikleri yetersiz olan eş seçiminin olması vajinismik yanıtın gelişmesi ve devam etmesinde önemli rol oynadığını göstermektedir. Bu erkeler çoğu kez bilinçdışı cinsel dürtü ve şiddet düşüncelerinin bilince çıkmasından korkarlar. Bunu engellemek için eşleriyle ortak bir bilinç geliştirirler. Bu özellikteki partnerler, öncelikle vajinismik yanıt geliştiren kadınların babalarından farklı olarak güvenli, nazik, saygılı oldukları için önce onların annelerince onay görürler. Daha sonra ise, kendileri tarafından seçilirler. Halbuki vajinismik yanıt geliştiren kadınların, kendi cinsellikleri ve kendilik algıları konusunda özgüveni olan agresif partnerlerle ilişkileri ve kendilik algıları konusunda özgüveni olan agresif partnerlerle ilişkileri olduğunda, kadınların nadiren vajinismus terapisine ihtiyaçları olacağına inanılır.

VAJİNİSMUS SONRASI DURUM

Ülkemizde vajinismus sorunun doğal seyri, baskıcı kültürün hakim olduğu coğrafyalara benzer bir biçimde, ama batılı ülkelerden oldukça büyük farklılıklar göstermektedir. Doğu toplumlarda vajinismus sorunu daha trajik olarak yaşanmaktadır. Vajinismuslu kadınlar cinsel birleşme yaşayamadıkları için kızlıkları bozulmadan kalırlar. İlk gece, baskısına bide kanlı çarşaf baskısı eklendiğinde, .iftin omuzlarına ağır bir yük binmiş demektir. Erkeğin erkekliğinin ve cinsel birleşmenin sağlandığının kanıtıdır. Kanlı çarşaf ailelere gösterilmediği durumlarda çiftle ilgili kafalarda bir takım olumsuz düşünceler oluşmaktadır. Ailelerin işin içine girmesi gelinin kızlığından şüphelenme, kızlık muayenesi yaptırma , fiziksel şiddet ve hatta tecavüze kadar giden travmatik sonuçlar ve boşanma gibi sonuçlar doğurmaktadır. Ayrıca bu süreçte aileler arasındaki çatışma yoğunlaştıkça erkeğin de erkekliği sorgulanmaktadır.
Böylece eşlerin birinde , genellikle kadında ve daha düşük bir olasılıkla da erkekte cinsel bir sorun olduğuna karar verilir. Çiftin mahremiyetinde kalması gereken bu sorun diğer aile fertlerinin ve yakın çevresinin öğrenmesi ile başka bir boyut kazanır. Bu durum çifti büyük bir baskı altına sokarak evliliğin daha ilk geceden sarsılmasına neden olur.
Birbirlerine karşı anlayışlı çiftler ilk gece sorununu çoğu kez vücutlarının bir yerlerini keserek ve kanı bir çarşafa sürerek bu kanlı çarşafı yakınlarına gösterme yolu ile aşmaya çalışmaktadır. Çiftin sonraki süreçte herhangi bir tedavi arayışına girmediği durumlarda, genellikle birkaç yıl sonra, çift yakınları eşliğinde çocukları olmuyor diye kısırlık  kliniklerine başvurmaktadır. Zamanla bu sorun cinsel işlev bozukluğuna yol açabilir. Örneğin; kadındaki vajinismus erkete erken boşalmasına, cinsel ilgi ve istediğinin azalmasına ya da sadakatsizliğe neden olabilmektedir. Bu konuda dikkat edilmesi gereken bir nokta da vajinismus eşlerinde sertleşme problemi ya da erken boşalma gelişeceği gibi, erkeklerin eşlerinin, cinsel birleşmeyi kendilerinden sağlayamadıklarını söyleyerek erken boşalma ya da sertleşme bozukluklarının vajinismus gibi değerlendirilmesine neden olduklarına tanık olabiliyoruz. Vajiismusun sorun olmaya devam ederse çift çocuk sahibi olmaktan mahrum kalabilir. Bu da aile içi çatışmalara yol açabilir. Ama artık çiftler ortalama olarak vajinismus sorunu ortaya çıktıktan sonraki ilk altı ay ile bir yıl içinde hastaların tedavi arayışına girdiklerine tanık oluyoruz.

 

Yasal Uyarı : Bu sitede yer alan tüm bilgiler, kullanıcıya bilgi vermek amacıyla yazılmıştır.
Herhangi bir ticari amaç barındırmaz ve doktor tavsiyesi yerine geçmez.
Bu yazı Vajinismus kategorisinde bulunmaktadır ve , , , , etiketlerindedir. Geri bildirim linki Vajinismus linkini kullanın.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir